Mayıs 6, 2009

Yorumsuz

mucitleri yanlış biliyormuşuz

admin

Listverse.com adlı web sitesinin hazırladığı bir liste, mucitleri yanlış bilinen icatları listeledi… Listede modern hayata geçiş sürecini hızlandıran pek çok icat var…

Ses Kaydı:
1877’de Edison’un icat ettiği söylenen buluşun esas tarihi 1860 ve mucidi de Èdouard-Leon Scott de Martinville.

X Işınları ve Röntgen Filmi:
Çekilen ilk röntgen filmi Thomas Edison’a değil, Wilhelm Röntgen’e ait. Mucit, insan vücudunu X ışınlarıyla görüntüleyen ilk kişi.

Radyo:
1895’te halka sunulan ve Guglielmo Marconi’nin kendisine ait olduğunu söylediği radyo, aslında Nikola Tesla’nın icadı. Tesla 1983’te ilk denemesini yapmıştı

Teleskop:
İlk teleskop Hans Lippershey’e ait. Galileo ise bir sonraki yıl Lippershey’in mercek lens tasarımını kullandı.

Masaüstü ve Kullanıcı Arayüzleri:
Sanıldığı gibi ilk olarak Microsoft Windows tarafından sunulmuş değil. Bu icadın sahibi Xerox PARC.

İnternet:
Al Gore’un tasarlayıp geliştirildiği bilinen internet, aslında ARPANET’in yaratıcısı Vinton Cerf ve ekibine ait. İnternetin ilk versiyonu olan ARPANET, Amerikan Gelişmiş Savunma Araştırmaları Dairesi için 60’lı yıllarda yapılmıştı.

Hareketli Resimler:
Thomas Edison’a atfedilen bu icadın temellerini atan kişi, saniyede 12 çerçeve çevirerek bir ilke imza atan Fransız mucit Louis Le Prince.

Buharlı Uçuş:
Wright Kardeşler ile özdeşleşen tek kanatlı ve buhar motorlu havadan ağır uçan ilk pervaneli uçak, 1903’te ünlü havalanışını yaptı. Ancak bu tarihten dokuz ay önce Yeni Zelandalı Richard Pearse, bu uçuşu çoktan gerçekleştirmişti.

Otomobil:
Henry Ford’un icadı olarak bilinen otomobil, aslında Karl Benz’e ait. Ford, sistemini Benz’den ancak on yıl sonra oturtabildi.

Ampul:
Sir Humphry Davy, 1802’de İngiliz Kraliyet Akademisi’ne ampulü tanıttı. Bu icat, 75 yıl sonra Thomas Edison tarafından pratik hayata uygun hale getirildi.

Mayıs 2, 2009

Yorumsuz

Yeni Renault Megane Hatchback ve Coupe

C sınıfında Renault ürün arzının yenilenme sürecinin ilk adımını oluşturan Yeni Renault Megane Hatchback ve Coupe, cuma gününden itibaren Türkiye’de satışa sunuluyor . Yenilenen araçlarda sportif çizgiler daha çok önplana çıkıyor… Araçlarda ayrıca çevreye daha az karbondioksit yayan çevreci motorlar kullanıldı.  Araçların bir diğer özelliği ise geri dönüşüm oranı. Kullanılan malzemenin yüzde 95′i geri dönüşüme uygun.

İşte yeni Megane HB ve Coupe 1

Araçlar 3 yıl boyunca mekanik garanti kapsamında olacak.  Yeni Megane Coupe 1.6 16V, 1.5 dCi 105bg motor seçenekleri ve Dynamique versiyonu ile satışa sunuluyor. Coupe’de renkli animasyonu okumayı kolaylaştıran analojik ve dijital ekranlı gösterge paneline sahip bulunuyor.  Megane Coupe’in satış fiyatı ise 36 bin 750 lira ile 39 bin 950 lira aralığında…  YENİ MEGANE HATCBACK: Hatchback’in fiyatı ise 31 bin 250 lira ile 37 bin 950 lira arasında…

İşte yeni Megane HB ve Coupe 8

Yeni Megane Hatchback 1.6 16V, 1.5 dCi 105bg motor seçenekleri ve Expression ve Dynamique versiyonları ile satışta… Yeni Megane HB, EuroNcap çarpışma testlerinden tam puan (37/37) alarak Renault’nun 5 yıldız alan 11. modeli olurken, Yeni Megane’da ilk kez Laguna III’te kullanılan çift yan darbe sensörleri ve çift hazneli göğüs/basen hava yastığı kullanıldı. Yeni Renault Megane eller serbest Renault kart sistemi, çift bölgeli elektronik klima, Bluetooth’lu Radyo CD MP3 ve dinamik viraj lambalı Bi-Xenon farlar gibi üst sınıftan gelen bir çok donanımı da miras olarak aldı. Araçta aynı zamanda özel tasarımlı ”3D Sound by Arkamys” ses sistemi ilk kez bu iki modelde kullanıldı.

Mayıs 2, 2009

Yorumsuz

windows 7

admin

Microsoft Türkiye Windows Ürün Müdürü Suavi Alper Mestçi, Windows 7′nin çoklu dokunmatik ekran teknolojisini desteklediğini belirterek, dokunmatik ekranlı bilgisayarların hızla yaygınlaşacağına inandıklarını söyledi. Windows 7′yle ilgili bilgi veren Microsoft Türkiye Windows Ürün Müdürü Suavi Alper Mestçi, ürünün şimdiden Türkiye’deki 4 büyük banka tarafından talep aldığını ve kurumsal olarak geçiş çalışmalarının başladığını açıkladı. Yeni Şafak Teknoloji Editörü Melih Bayram Dede, test ettiği yeni işletim sisteminin, daha önceki sürümlerden hızlı oluşu ve sorunsuz çalışmasıyla dikkat çektiğini ve Microsoft’un şu ana kadar geliştirdiği en hızlı işletim sistemi olduğunu söyledi. Windows 7 RC’de ülkelere göre sesler yer alıyor. Türkiye için de özel sesler işletim sisteminde farklılık yaratıyor. Windows 7'yi seveceksiniz 6

İlk kez bir Windows ürünü, RC seviyesindeyken Türkçe olarak çıkmış oldu. Bilgisayar kullanıcıları bu işletim sistemini 5 Mayıs itibarıyla indirebilecek. Windows 7 RC, RC aşamasında Türkçe çıkan ilk işletim sistemi. İşletim sisteminin masaüstü görüntülerinde Türkiye’den Nemrut Dağı da var. Windows 7 RC, RC aşamasında Türkçe çıkan ilk işletim sistemi. İşletim sisteminin masaüstü görüntülerinde Türkiye’den Kız Kulesi de var.

Mart 8, 2009

Yorumsuz

Güneş Pili ve Tanımlaması

Güneş Pili ve Tanımlaması

Fotovoltaik ilkeye dayanan aygıtların güneş pili olarak adlandırılması doğrumu yanlışmı?

Güneş pili fotovoltaik ilkeye dayanan bir aygıttır ve güneş ışığını doğrudan elektriğe dönüştürür. Güneş pili tanımlanması bu aygıt için doğrumudur?

güneş = yıldız ve pil = bilim ve teknolojide kimyasal enerjinin depolanabilmesi ve elektriksel bir forma dönüştürülebilmesi için kullanılan bir aygıt.

Demek güneş + pil bir fotovoltaik aygıtın tanımlanması için kullanmak doğru değildir. Tabii ki şimdi bir makine veya bir bilgisayar gibi düşünerek bir sonuç elde ettik.

Güneş pili yabancı terimde solar cell olarak geçmektedir, yani ’solar hücre’. Batı dillerinde solar terimi latinceden gelme güneş enerjisi bazında çalışan aygıtlara eklenir. Mesela Solartechnology Cell, Solartechnology Collector ama kısatılış olarak solar collector, solar cell.

Solar cell terimi bilimsel açıdan doğrumudur? Bu fotovoltaik aygıtın asıl işlemini yapan silisyum waferlerdir (silisyum devre levhası). Bu levhalar aygıtta tek tek hücre görümünü aldığı için hücre olarak adlandırılmaktadır. Demek ki batıda da o kadar bilimsel terim kullanılmamaktadır ve bilimsel terim kullanmayan tek ülke Türkiye değildir.

Fotovoltaik aygıtın tanımlamasında güneş pili kullanılması talihsizmidir? Bence değildir, çünkü bir şeyi tanımladığınızda terimin kendini anlatacak şekilde koymakta yarar vardır ve ayrıca tanımlamakta her zaman yabancı terim kullanmaktan kaçınılmalıdır.

Ben fotovoltaik aygıtların Türkiye’de güneş pili olarak adlandırıldığını bilmiyordum, şirketin kurulma başlangıçlarında öğrendim. Ama sadece güneş pili olarak da değil. Kullanılan terimler: solar panel, fotovoltaik panel, fv panel vs.

Bakınız güneş pili dışında kullanılan tanımlamar belki daha doğru olabilir (yabancı terim esnasında) ama bizlere güneş pili daha uygun geldi. Neden mi?

Güneş pili güneşi ve elektriği bağdaştıran bir terim. Benim çocukluğumu geçirdiğim köydeki yaşlı bir çobana sorsam ‘Amca güneş pili nedir, fotovoltik panel nedir?’ ozaman anlaşılır güneş pili neden daha iyi bir tanımlama, çünkü o sevgili amca güneş pili hakkında uydurma olsa bile güneş ve elektrik (pil) içeren cümlerle çat pat anlatmaya çalışabilir ama fotovoltaik panel hakkında ne anlatsın? Fotoğraf falan filanmı?

Dönelim yine konumuzun başlığına. Güneş pili fotovoltaik bir aygıtın tanımlaması için doğrumudur? Bilimsel açıdan belki değil, çünkü bir fotovoltaik aygıt elektrik depolamaz, jeneratör gibi üretir veya daha doğrusu dönüştürür, depolamayı aküler yapar.

Dildeki esnekliğimizi kullanırsak fotovolaik aygıt yoğun ışık enerjisini (depolanmış gibi) elektrik enerjisine dönüştürmüyormu veya kullanıma sunmuyormu? Evet, arayüzey olarak, yapıyor!

Güneş pillerinin toplam %98’i silisyumdan (Si) oluşmaktadır. Silisyum hakkında, yerkabuğunda en sık ya da dünyada ikinci sıklıkta görülen element olarak, bahsedilir.

Güneş pili hücreleri öncelikle üç tipte mevcuttur: mono kristal, poli kristal ve amorf (ince tabakalı hücre olarak da adlandırılmakta).

Polikristalin hücrelerinin etki derecesi hafif bir şekilde düşük iken (%10-15’e kadar), mono hücrelerin etki derecesi en yüksek seviyededir (%15-20’ye kadar). Karşılaştırıldığında ne yazık ki mono hücrelerin üretimi için silisyumun yüksek derecede saf olması gerektiğinden, daha pahalıdır.

Bunun için sıvı silisyumdan tek kristalli çubuklar çıkarılmaktadır. Poli kristallerde sıvı silisyum blok haline dökülmekte ve ondan sonra dilimler halinde kesilmektedir. Donma durumunda çok sayıda kristaller oluşmaktadır. Aralarındaki çatlaklar etki derecesini olumsuz yönde etkilemektedir, fakat üretimde bu tür hücreler daha ucuz olmaktadır.

Yarı iletken silisyum daha yüksek bir saflığa sahip olduğundan, güneş pilleri şimdiye kadar yarı iletkenlerin üretiminden arta
kalan atıklardan elde ediliyordu. GP modüllerin çevre uyumluluğu konulu tartışmalarda, sık ve tercihen hücrelerin içinde ve üretimde kullanılan zehirlere dikkat çekilmektedir. Burada genelde iki durum göz arda bırakılmaktadır:

  • Solar hücreleri bugün zaaten yarı iletken endüstrisinin atık ürünleri oldukları.
  • Modüller 30 yıl sonra (yada daha sonra) değiştirilmesi gerektiğinde, GP-modüllerin içindeki silisyumun tekrardan kullanılabilmesidir.

Silisyum’un kendisi eskimez, sadece hücreleri hava şartlarından koruyan cam plakaları ve laminatlar yenilenmelidirler. Amorf hücrelerinde ise (kristaller olmadığından) durum biraz başkadır. Burada ince bir tabaka silisyum ucuz bir taşıyıcı maddenin (cam gibi) üzerine buharlaştırılıyor. Burada tekrar kullanım icin buharlaştırılmış tabaka, taşıyıcı maddeden masraflı bir şekilde ayrılması gerekecektir.

Bu ince tabaka hücrelerinin çok az miktarda silisyum ile işlev gördüğünden, bu işlem gereksiz olmaktadır. Az etki derecesi bu büyük masraf tasaruffundan dolayı kabul edilmektedir: bu da yaklaşık %8 oranındadır.

Etki derecesinin belirtilmesinin bizi fazla ileri götürmeyeceği görülmektedir. Sadece masraf/hizmet ilişkisi değil, aynı zamanda da hakiki enerji alımı da değerlendirilmelidir, zira ince tabakalı hücreler loş ışıkta poli ve mono hücrelerden daha fazla enerji üretmektedirler. Gökyüzü bulutlu ya da GP modüllerin eğilimi orta derecede olduğunda, daha ucuz olan ince tabaka hücrelerinin kristalleşmiş hücreler kadar enerji üretmeleri mümkün olabilir.

Bundan dolayı ince tabakalı hücreler tercihen zemine 90° eğilimi olan dış cephelere sabitleştirilir.

Eğlence -